Numan Çebi - Arşiv

Non-Fungible Token (NFT) devriminin neresindeyiz?

NFT; sanata, sanat eserlerine, sanatçılara, hatta galerilere ve koleksiyonerlere bakışı, yeni bir pencere açarak, sindire sindire, yıllar içerisinde -en azından kendi ekosisteminde- geliştirdi. Bu makale, NFT’ler hakkında hiç bilgisi olmayanlara az çok konuyu özetledikten sonra, sektörün bugünkü halini gözler önüne serecek. Ardından “biz bunun neresindeyiz” ve “geç mi kaldık” sorularına yanıt arayacağız. Haftalarca gece gündüz demeden araştırmaya devam ettiğim ve uğruna bazı şahsi işlerimi dahi ertelediğim bu konuda edindiğim bilgileri ve görüşlerimi bu yazı aracılığıyla şeffaf bir şekilde aktaracağım.

Ön söz ve içeriğin kapsamı

2021’e kadar, son dört yılda, CryptoKitties ve benzeri NFT oluşumları görüp ciddiye almayan (bu acı bir itiraftır) biri olarak, Ocak gibi ciddi ciddi bir koleksiyoncu motivasyonuyla bu konuyu araştırmaya başladım. Bu da yüksek miktarlarla satın alımların haberleşmeye başladığı dönemin başlarına denk geliyor aşağı yukarı. Yıllardır kripto paralarla içli dışlı olan ve 2017 boğasından beri (kripto para piyasalarıdaki yükseliş trendi dönemi) riske girmeyi mantıklı bulup bu alanda yatırımlar yapan biri olarak, Blockchain’e yabancı değilim. Haliyle, NFT’lerin çalışma prensibini, işleyişini ve muhtemel faydalarını kavramam uzun sürmedi.

Kendimi bu gelişmenin hangi tarafında konumlandırmam gerektiği konusunda emin olamadım. İlla ki bir tarafta konumlandırmalı mıyım, ondan da emin olamadım fakat ilgisiz kalmak da istemiyorum. NFT sanat üreticisi olma konusunda ikilemdeyim. Üretebilecek durumda olsam dahi koleksiyonerlik tarafı beni daha çok cezbediyor. Bu konuya daha sonra sebepleriyle ayrıntılı değineceğim.

Böyle -görece- değerli değişimlere olması gereken zamanda, hak ettiği ilgiyi “göstermeme” gibi bir alışkanlığım var, çoğunuz gibi (hadi siz de kabul edin ve rahatlayın). Bu, büyük olasılıkla bundan sonraki trendler için de geçerli olacak. Öğrendiklerimi pekiştirmek için ve tabi anlatmayı sevdiğimden, böyle bir makale yazmalıyım diye düşündüm. Hiç alakası olmayanlar da yalnızca bu yazı ile ek araştırma ihtiyacı duymadan sanatçı ve koleksiyoner bakış açısıyla gerektiği kadar öğrenmiş olacak.

Bu NFT özel dosyası, 11 ana kısım ve onların alt bölümlerinden oluşuyor. İstediğiniz kısma atlayabilir veya sırayla okuyabilirsiniz.


Özet

Bu yazıyı okuyorsanız konuyu zaten çoktan duymuşsunuzdur. Yine de çok kısa özet geçiyorum.

NFT’ler, adı üstünde, “değiştirilemez tokenlar” (non-fungible) dijital eserleri (hemen hemen her dosya türü olabilir bu) biricikleştirmeye yarayan bir blok zincir teknolojisi. Alt coinler ve kripto para borsalarında gördüğünüz diğer tokenlarda olduğu gibi, birçok NFT oluşturulabiliyor, bunlar kendilerine has pazar yerlerinde değer kazanıp daha pahalıya alıcı bulabiliyor. Şu sıralar, koleksiyonerlerin gözdesi.

Bir GIF, MP4 video, 3D animasyon veya karakterler, fotoğraf, müzik dosyaları, hatta tweet’ler bile NFT olarak tescillenebilir ve alınıp satılabilir.

Fungible ve non-fungible nedir?

Fungible, yani değişebilirlik, bir varlığın benzer bir varlıkla değerinden ödün vermeden takas edilebilmesi anlamına geliyor. Değiştirilebilirlik, bir varlığın bölünebilirlik ve değer gibi özelliklerini de tanımlıyor.

Örneğin, 20 TL’lik bir banknot, değer açısından başka bir 20 TL’lik banknotla aynıdır. Bu nedenle, birinden 20 TL’lik bir banknot ödünç aldığınızda, birebir aynı banknotu iade etmeniz gerekmez çünkü bir başka 20 TL’lik banknot da aynı değere sahiptir. Tabi siz bu değiş tokuşu yaparken o sırada TL değer kaybedebilir. Ekonomisi oynak olmayan, parası bir günde %10 değer “kaybedemeyen” bir para gibi düşünün siz.

Fungible tokenler, birbirleri ile takas edilebilen tokenlerdir ve değerleri sabit kalır. Örneğin Bitcoin, sahibine veya geçmişine bakılmaksızın aynı değere sahip olduğu için bir başka Bitcoin ile değiştirilebilir.

Ethereum ağındaki para olarak kullanılan tokenlar ERC-20 standardını kullanıyorken, NFT’ler aynı ağdaki ERC-721 gibi standartları kullanıyor. Bu tür tokenler eşsiz oluyor ve diğer tokenlerden farklı bir değere sahip olabiliyor. NFT tokenlerin kripto paralardan temel farkı basitçe bu.

NFT’ler nadir, bölünemez ve benzersizdirler. Değeri, kıtlığından gelir. NFT geliştiricileri herhangi bir miktarda değiştirilebilir olmayan token oluşturabilirse de nadirlik için genellikle tokenleri sınırlarlar. Çoğu değişmeyen token daha küçük birimlere bölünemez (edisyonlar dışında). Mesela, bir dijital sanat eserinin ya tamamını satın alırsınız ya da hiç satın almazsınız. Benzersiz oluşu ise belki de en önemli özelliğidir. NFT’lerin benzersizlikleri kalıcı bir veridir. Bu veriyi bir orijinallik sertifikası olarak düşünün.

Devredilebilir oluşu (değerlenebilir, alınıp satılabilir vs.), blok zincir teknolojisi üzerine kurulu oluşu (bu sayede sahtesi olamaz), sahiplik haklarının korunması gibi sebeplerle avantajı büyüktür.

NFT’lerin kullanım alanlarını, dijital varlık endüstrisi (sanal arazi satın alımı gibi), ID hırsızlığı ile mücadele, koleksiyonluk sanat eserleri (benim alakalı olduğum ve bu yazıda ağırlıklı olarak işleyeceğimiz konu bu) olarak örneklendirebiliriz.

Market büyüklüğü ve potansiyel

Ben bu yazıyı yazarken, kripto sanatların (ölçülebilir, satılmış olan) toplam değeri 417 milyon dolar civarındaydı ve toplamda bugüne kadar kayıt altına alınan 150 bin NFT eser satılmıştı. Sadece son 2 ayda, bugüne kadarki tüm NFT satışlarından daha yüksek ücretlerle eserler el değiştirdi.

Lale çılgınlığı da diyebilirsiniz, “büyük bir fırsat yeni yakalandı” da. Bu istemli ya da organik şekilde yakalanan hype ile potansiyelin çok büyük olduğunu düşünüyorum. Nedenlerine bu yazının sonunda değineceğim.

En çok kazanan NFT sanatçıları

İlgi çekiciliği ve önemi sebebiyle bunu makalenin başlarına ekliyorum ki sonraki kısımları okurken bu veriler aklınızda olsun. Makaleyi yazdığım gün itibariyle NFT aracılığıyla en çok kazanan sanatçılar aşağıdaki gibi.

1) beeple, bugüne kadar $111,968,881.25 NFT geliri elde etti. 844 eser sattı ve en pahalıya sattığı eserine $69,346,250.00 değer biçildi. Eserlerinin ortalama fiyatı ise $132,664.55 seviyelerinde.

2) fewocious, bugüne kadar $17,801,738.01 NFT geliri elde etti. 3103 eser sattı ve en pahalıya sattığı eserine $550,000.00 değer biçildi. Eserlerinin ortalama fiyatı ise $5,736.94 seviyelerinde.

3) trevorjonesart, bugüne kadar $17,784,218.49 NFT geliri elde etti. 5284 eser sattı ve en pahalıya sattığı eserine $514,839.88 değer biçildi. Eserlerinin ortalama fiyatı ise $3,365.67 seviyelerinde.

4) pak, bugüne kadar $15,210,279.39 NFT geliri elde etti. 1656 eser sattı ve en pahalıya sattığı eserine $832,253.55 değer biçildi. Eserlerinin ortalama fiyatı ise $9,184.95 seviyelerinde.

5) maddogjones, bugüne kadar $14,127,921.04 NFT geliri elde etti. 1566 eser sattı ve en pahalıya sattığı eserine $388,888.00 değer biçildi. Eserlerinin ortalama fiyatı ise $9,021.66 seviyelerinde.

NFT sanat eserleri ve koleksiyonlar

Bütün dünyanın bir anda gözünü çevirdiği NFT’lerden bazı örnekler (oyun, sanat, arazi vs.) aşağıda görülebilir.

CryptoKitties

Dijital kedi koleksiyonu yapabileceğiniz, alıp satabileceğiniz, en eski NFT projelerinden biri.

CryptoPunks

10.000 eşsiz karakter. Bu kafaların da hala bir kısmına sahip olmanız mümkün. Geçmişte alınan ve pazar yerlerinde fahiş fiyatlara satılan örneklerini de bulabilirsiniz.

Decentraland

Sanal arazilerden parsel satın alabileceğiniz bir dünya. Gerçek dünyadaki gibi, yer sahibi olabiliyorsunuz.

NBA Top Shot

NBA maçlarındaki en önemli atışların birkaç saniyelik videolarının alınıp satıldığı bir resmi NBA mağazası. 69 bin dolar’a bir “smaç” satın alabilirsiniz mesela. Bu verdiğim örnekteki, 69 bin’e satılan smaçı şu anki sahibi 20 bin küsür dolar’a satın almış ve tekrar satışa koymuş.

Bireysel Sanatçılardan

Alım satım yapılan pazar yerlerinden, bireysel sanatçıların yüklediği birkaç örnek çalışma ve bu çalışmalara biçilen fiyatlar aşağıda.

Osiris, 3300 dolar

Ethereum Car GIF, 126 dolar

Hoe Headz: 001 Sippin lean, 27 bin dolar

Space Cat, 554 dolar

Şaşırtıcı fiyatlara listelenen NFT’ler

NFT’nin yaygınlaşmasıyla, insanlar neyin koleksiyonunu yapacağını ve ne satacağını şaşırdı haliyle. Koleksiyonerlerin bir kısmı önüne geleni alıyor ne de olsa değerlenecek düşüncesiyle. Sanatçılar da her şeyi satışa çıkartıyor biri alır ümidiyle. Aşağıdaki kırmızı kutucuk da bunlardan biri. Böyle çok eser(!) var ama bu -bana- en absürt görüneni.

UNHOMED takma adlı bir OpenSea kullanıcısı aşağıdaki kırmızı pikseli, 500 Ethereum, yani bugünün kuruyla 842.170 dolar karşılığında satışa çıkarmış. Satılır mı bilinmez ama haber değeri taşıyacağı için biri adını duyurmak için satın alabilir, bunu beklerim.

Benim görece daha çok hoşuma giden ve hatta bunu görmeden önce kesin denenir diye düşündüğüm bir örnek paylaşacağım. Crypto Gems, inanılmaz uçuk fiyatlara, göze de hitap eden eserler satıyor. Değerleneceğini düşünen bir yatırımcı bunu neden almasın mesela? Bu satıcı kendisinden ileride daha çok söz ettirecek diye düşünüyorum. Sırf bu yüzden alabilecek olanlar var.

Bu çalışma şu anda 11.600 Dolar’dan satışta.

Olivine Peridot

Sadece adını duyurmak için satışa çıkardığını düşündüğüm bir eseri daha var. Bu kısa video döngüsü için talep edilen ücret 999.999.999 Ethereum. 1 ETH, bugün 13.600 TL, varın siz hesaplayın ederini.

Freshwater Pearl

Lux Cards

Bu proje ise çeşitli havalı kartlardan oluşan bir koleksiyon sunuyor. Fiyatları da görece daha ucuz. 0,5 ya da 1 ETH civarında.

Daha garip, hatta “saçma” bulacağınız örnekler de var ama yeter şimdilik, çok dağıtmayalım konuyu.

Pazar yerleri ve çalışma mantığı

NFT eserler, birçok NFT pazar yerinde satılabilmekte. Bunlardan bazısı daha seçici, bazısı ise hemen hemen her sanatçının kaydolup işlerini yükleyebildiği platformlar.

Bu pazar yerlerinde işleyiş eğer sanatçıysanız sırasıyla ve özetle şu şekilde: Bir dijital cüzdan oluşturuyorsunuz, bu cüzdanınızı bağlayarak pazar yerinde profil oluşturuyorsunuz, eser yükleyip şifreliyorsunuz, eserinize açık artırma usulüyle teklif alıyorsunuz veya hemen al fiyatı belirliyorsunuz, satın alımdan sonra gerçekleşecek takip eden satışlardan ne kadar komisyon istediğinizi belirliyorsunuz ve beklemeye ya da promosyona başlıyorsunuz.

Eser yüklemek, Ethereum GAS fee (aktarım ücreti) dışında çoğu pazar yerinde ücretsiz. Bu fee de şu anda her bir eser için 60-80 dolar düzeyinde. Pazar yerlerinden bağımsız olarak değişkenlik gösteriyor bu ücret. Ağdaki anlık yoğunlukla alakalı bir konu. Gasnow gibi sitelerden anlık ücretler görülebilir. Bunun dışında, satış olursa da pazar yerleri yüzde 2-3 civarında komisyonunu alıyor.

Koleksiyonerseniz daha kolay. Cüzdanınızı bağladıktan sonra eserlere teklif verip elde ettiklerinizi koleksiyonunuza ekliyorsunuz ve siz satmadığınız sürece sonsuza dek size ait oluyorlar. Satarsanız da daha önceki sahibi olarak eserin detayında adınız veya cüzdanınız görünmeye devam ediyor.

Cüzdan için de MetaMask örnek gösterilebilir. Ethereum’larınızı muhafaza ettiğiniz bu cüzdana gözünüz gibi bakmanız lazım. Virüsü, hırsızı, scam’i bol, aman dikkat. Herhangi bir kripto para borsasından aldığınız Ethereum’larınızı bu cüzdanın adresine transfer edip pazar yerlerini kullanabiliyorsunuz. Cüzdana giren çıkan para, herkese açık şekilde Etherscan veya benzer bir keşif yazılımı üzerinden geriye dönük olarak da görüntülenebiliyor. Bu nedenle, cüzdanınızı açıkça bir yerde paylaşacaksanız, bunu bilmenizde yarar var.

Rarible

En yaygın NFT pazar yerlerinden biri. Neredeyse her isteyen buraya içerik yükleyebiliyor ama yüklenen içerikler arasında sizinkinin ön plana çıkması biraz zor, tabi eğer sosyal medyada hali hazırda bir kitleniz yoksa.

Foundation.app

Görece daha seçkin bir platform. Davetiye ile sergi ve satış yapabiliyorsunuz. Daha birkaç gün önce New York Times yazarı Kevin Roose, NFT’ler hakkında yazdığı “Buy This Column on the Blockchain” başlıklı makaleyi bu platform üzerinden 350 ETH’ye (bugünün kuruyla 590.000 dolar) sattı. Alan ise @3FMusic takma adlı, epeydir takip ettiğim bir koleksiyoner. Türkiye ile de bir bağlantısı var gibi ama Türk değil. Son bir-iki haftadır yakından takip ediyorum, birçok Türk’ten NFT aldığını gördüm.

SuperRare

Pazar payı büyük olanlardan biri. Bugüne kadar en pahalı alıcıyı bulan dördüncü eser burada satıldı.

Mintbase

Teknolojik arkaplanınız olmasa bile kolayca dijital sanat eserlerinizi oluşturabileceğiniz bir platform olduğunu iddia eden ancak diğerlerinden çok da farklı olmayan bir pazar yeri.

OpenSea

En büyük NFT pazar yeri koleksiyonu. Başka pazar yerlerindeki eserler buraya da yansıtılıyor.

Valuable Cent

Tweetlerinizi satabileceğiniz bir mecra. Twitter’ın kurucusu Jack Dorsey’in Twitter’ı kurduğunda yazdığı ilk tweet’i 2,9 milyon dolar’a bu platform üzerinden satıldı mesela. Tweet’te sadece “just setting up my twttr” yazıyordu ve bu satın alım, Cent’in duyulmasını sağladı. Cent bu satıştan %5 pay aldı. Tweet’i Türk asıllı Sina Estavi aldı. Bunu garip karşılayanlara ise yine Twitter üzerinden “Bu sadece bir tweet değil. İnsanlar, Mona Lisa tablosu gibi bu tweet’in gerçek değerini de yıllar sonra anlayacaklar.” şeklinde yanıt verdi.

Portion.io

Deviantart’ın NFT pazarı versiyonu gibi bir yer. İçerik bakımından. Biraz daha sanat galerisi tadı veriyor (bana) diğerlerine kıyasla.

NiftyGateway

Yüksek fiyata alıcı bulan, seçkin eserlerin yoğunlukta olduğu bir pazar yeri. Ünlü DJ Steve Aoki de burayı kullanıyor.

KnownOrigin

Nadir bulunabilecek dijital sanat eserlerinin koleksiyonunu yapmak ve onları keşfetmek isteyenler için hizmet veren, şu ana kadar 20 bin’e yakın eser satmış bir market.

Makersplace

En büyük pazar hacmine sahip, Beeple’ın da 69 milyon Dolar’a sattığı eserini (herkesin NFT’yi duymasına sebep olan bir numaralı olay) sergilediği platform.

Async Art

İleride büyüyeceğini tahmin ettiğim pazar yerlerinden biri daha. Şimdilik butik gibi görünüyor ama market hacmi azımsanamayacak kadar var yine.

Ephimera

Ağırlıklı olarak fotoğraf veya videoların, ham halleriyle ya da ufak düzenlemelerle satıldığı bir yer. Platform komisyonu biraz yüksek (%10).

Diğerleri

Bunların dışında, Logan Paul gibi internet ünlülerinin anlaşıp satış yaptığı bazı pazar yerleri var, Bondly gibi. Bir YouTuber olan Paul, canlı yayında Pokemon kartı koleksiyonunu tanıtırken anlık olarak alınan ekran görüntülerini bu platform üzerinden 5 milyon Dolar’a satmıştı (geçtiğimiz ay, beeple olayından önce). Satışlar, tüm “anlar” satıldıktan sonra sona erdi. Satılan şeyler de aslında aşağıdakiler gibi sıradan ekran görüntüleriydi. 15-20 bin dolar gibi fiyatlara satıldı her biri. Buna benzer başka anlaşmalı pazar yerleri de var ama bunlar size-bize açık değil zaten.

Alıcı bulmuş en pahalı NFT eserler

NFT’ler özellikle birkaç satın alım haberinden sonra yaygınlaştı ve artık herkesle, her yerde konuşulur oldu. Sosyal ağlar, Clubhouse odaları, podcastler, NFT’den geçilmiyor ve bu bilinçlendirme çabası ve merak beni umutlandırıyor doğrusu. Bunun başlıca sebebi birkaç spesifik sanat eseri.

Haber olmasını sağlayan en yüksek fiyata alıcı bulmuş NFT eserlerden bazıları aşağıda. Beeple, 69 milyon Dolar’a sattığı eser ile başı çekiyor.

EVERYDAYS: THE FIRST 5000 DAYS

Beeple’ın 5000 gün boyunca hazırladığı eserlerin tamamının bir arada olduğu bir derleme.

Sanatçı: beeple
Koleksiyoncu: metakovan
Satıldığı tarih: 11 Mart 2021
Fiyat: $69,346,250.00 (40,745.175 ETH)
Galeri: MakersPlace


CROSSROAD

Beeple’ın bir video NFT’si. Devrilmiş bir Trump’ın önünde yürüyen insanlar. Kısa bir döngü video.

Sanatçı: beeple
Koleksiyoncu: babybeluga
Satıldığı tarih: 25 Şubat 2021
Fiyat: $6,600,000.00 (3,877.905 ETH)
Galeri: Nifty Gateway


OCEAN FRONT (BEEPLE)

Beeple’ın bir diğer işi. Her gün yaptığı işlerinden bir tanesi sadece. Ancak satış fiyatı dudak uçuklatıyor. Satın alan kişi ise Justin Sun; kripto para birimi Tron’un kurucusu. Bu müzayedeyi yakından takip ettim, anlık olarak fiyat artışlarını takip ettim, enteresan bir yarıştı.

Sanatçı: beeple
Koleksiyoncu: justinsun
Satıldığı tarih: 20 Mart 2021
Fiyat: $6,000,000.00 (3,525.368 ETH)
Galeri: Nifty Gateway


DEATH DIP

Kısa bir döngü video.

Sanatçı: xcopy
Koleksiyoncu: 4156
Satıldığı tarih: 24 Mart 2021
Fiyat: $1,701,950.00 (1,000 ETH)
Galeri: SuperRare


HAIRY

Kısa bir döngü video. Arkaplanında Steve Aoki’nin ürettiği bir müzik çalıyor.

Sanatçılar: steveaoki | antonitudisco
Koleksiyoncu: johnl
Satıldığı tarih: 07 Mart 2021
Fiyat: $888,888.88 (522.277 ETH)
Galeri: Nifty Gateway

Türkler bunun neresinde?

Yukarıda en yüksek tutarda satış yapan NFT sanatçılar arasında görünen pak bir Türk. Twitter’daki Archillect isimli yapay zeka görsel paylaşma motorunun da kurucusu. Bir eseri geçen hafta $818,771.82 (489 ETH) karşılığında satılmıştı. Diğer eserleri de azımsanamayacak miktarlara alıcı buluyor. Her yüklediği iş kapış kapış gidiyor.

O’nun dışında NFT’den önce de işlerini Dribbble ve Behance gibi portföy sitelerinde takip ettiğim ve beğendiğim bazı sanatçılar da bu pazar yerlerine iş yüklemeye başlamış. Ufak ufak satış yapanlar da var. Rarible’da ve Foundation’da gezinirken, önceden tanımadığım ama bu konu hakkında araştırmalar yaparken denk geldiğim birkaç yerli isim daha var.

Türkiye’de NFT’den daha çok söz edilmesini sağlayacak bir başka gelişme daha var; bilindik karikatür dergilerinden biri Terra Virtua Kolect network’ü üzerinde karikatür galerisi oluşturma hazırlığında ve bazı yerli şirketlerin NFT pazar yeri açma hazırlığında olduğu duyumları alıyorum.

Dolayısıyla bilinirlik ve katılım hayli artacak. Zaten ülke olarak bu gibi yenilikçi hususlarda adımızdan oldukça söz ettirmeyi başarıyoruz. Web 2.0’ın başlangıcından beri internette bir şey gündem olur da Türkiye ve Türkler ilk 10’da olmazsa şaşarım. Bunun birçok üzücü sebebi var aslında ama konudan sapmayalım şimdi, biliyorsunuz hepiniz.

NFT’lere geç mi kaldık?

Bu soruyu kendinize soruyor olabilirsiniz, ben de sordum. Soruyu iki taraf için de ayrı ayrı sormak ve yanıtlamak lazım.

Koleksiyoner olarak geç mi kaldık?

Bence hayır, hala keşfedilmemiş çok değerli işler ve sanatçılar var mutlaka. Yetenekli sanatçıları keşfetmek ve onların eserleri henüz düşük fiyatlara alıcı buluyorken sahip olarak hem onlara destek vermiş olursunuz hem de bir yatırım yapmış olursunuz. Ben bu yönde araştırmalarımı sürdürüyorum, koleksiyonerliğe üretici olmaktan daha yakın hissediyorum şimdilik.

Bunu yaptığınızda aldığınız eser, eser değil de obje ise elinizde de patlayabilir tabi. Sadece para kazanma güdüsü ile olacak iş değil bu. Eser gerçekten beğendiğiniz, bakınca sizi heyecanlandıran bir eser ise, yalnızca “kesin değerlenir bu” diyerek almadıysanız, sizin koleksiyonunuzda gören biri ona hakettiği bir üst değeri teklif edebilir.

Sanatçı olarak geç mi kaldık?

Hem evet, hem hayır. 2021 Mart için konuşuyorsak evet geç kaldık çünkü çok daha erkenden bu galerilere girip kendimizi kabul ettirmek elbette her platformda olduğu gibi NFT’lerde de önemliydi. Şimdi bulunabilirlik çok daha zor ve bahsettiğim pazar yerleri de mecburen hiç olmadıkları kadar seçici olmak zorundalar.

Hayır, geç kalmadık çünkü koleksiyonerlerin tamamı bu alanı keşfetmiş değil ve FOMO nedeniyle geç gelen ama gözü dönmüş şekilde harcama eğilimi yüksek insanlara denk gelme ihtimaliniz de var. Bunların bir kısmı koleksiyoner bile değil, yatırımcı. Amacınız hızla kazanç elde etmek ve/veya NFT piyasasında isim yapmaksa, bu doğrultuda pazarlamanızı iyi yapmanız lazım. Eğer biri size yatırım yapacaksa, 100-200 değil de on binlerce dolar’ı gözden çıkardıysa sizi didik didik araştıracaktır. Yetenek avcıları fink atıyor platformlarda.

Gerçek sanatsever koleksiyonerlerin çoğu daha bu alana dahil olmadı bile. Olanların bir kısmı da anonim olarak alım yapıyor, duyuyoruz. Bu sıçrama (hype) durulunca belki bir kısmı anonimliğini yitirmiş olacak ama öte yandan hiç girmeyenler de dahil olacak. Eserinize güveniyorsanız zaten o zaman da satabiliyor olacaksınız.

Buraya ufak bir dipnot eklemek istiyorum. Sanatçı olarak eserlerinizi listeleyip satmak istiyorsanız fakat eser satın alma ve koleksiyon oluşturma gibi bir düşünceniz yoksa bu da NFT topluluğunca çok sıcak karşılanmıyor. Sanatçı olarak bu alanda var olmak istiyorsanız, bir yandan da boyutundan bağımsız bir koleksiyoner olmanız da gerekebilir. Satış yapıp, yaptığınız satış neticesinde elde ettiğiniz Ethereum’u anında fiat para birimine (USD, TL gibi devlet paralarına) çeviren biriyseniz (bu görülebiliyor, cüzdanlar herkese açık) ve hiç geri vermiyorsanız, takdir edersiniz ki dışlanmanız olası.

Ben ne yapacağım?

Bloguma ilk kez denk gelmiş olan ve beni tanımayanlara özet geçeyim; 2006’dan beri dijital sanatlar ve tasarım bir gün bile hayatımdan eksik olmadı. Dolayısıyla aslında bu tam olarak benim alanım. Bu makaleyi yazarken NFT’lere mümkün olduğunca iki taraftan da bakmaya çalıştım ama nihayetinde ben bir tasarımcıyım.

Şahsen koleksiyonerlik konusunda ciddi düşünsem de eser üretip yükleme motivasyonunu kendimde bulamıyorum. Etrafımda mutlaka iş yüklemem gerektiği konusunda ısrarcı olan arkadaşlarım var sağ olsunlar, özellikle iki-üç haftadır yatıyoruz kalkıyoruz NFT konuşuyoruz, haliyle zorla beni bu piyasaya sokmaya çalışıyorlar gibi hissediyorum, o yüzden en azından şu dönemde bunu yapmayacağımı biliyorum. Belki ilerleyen zamanlarda güvendiğim, ayakları yere basan bir eser (öyle dendiği için, yoksa estağfurullah) ortaya koyarsam bu “cüreti” gösterebilirim.

Gelecekte bizi neler bekliyor?

NFT, gelecekte şüphesiz daha çok gündemimizde olacak. Bu popülerlik kalıcı olmayabilir ancak NFT’lerin daha fazla hayatımızın içinde olacağı kesin. Şu anda büyük bir devrim romanının gelişme bölümünde gibiyiz. Önceki üç yıl giriş bölümü sayılabilir, pandemi sonrası dönemi, bugünü de içine alacak şekilde gelişme bölümünün başlangıcı olarak kabul ediyorum.

Önümüzdeki birkaç yıl içinde olacak şey şu; Christie’s gibi büyük müzayede evleri muhtemelen kendi pazar yerlerini açacaklar. Çoktan çalışmalar başlamıştır bile. Beeple’ın 69M değer ile satılan eserindeki 4’lü bacağın (eser sahibi, alıcı, pazar yeri ve yürütücü olarak dörde ayırdım) biri de Christie’s idi.

Fiziksel galerilere rağbet de azalacak. Arter, İstanbul Modern ve Salt gibi mekanlarda gerçekleşen bienal ve diğer etkinliklere yine muhtemelen gitmeye devam edeceğiz. Pera gibi daimi sergilerin yıllardır sanatseverlerle buluştuğu müzelere ise hiçbir olumsuz etkisi olacağını düşünmüyorum, zira Kaplumbağa Terbiyecisi’ne bir metreden bakmak hala non-fungible bir his (buraya gülücük gelecek). Ancak elde kadehlerle gezilen sergi ve mini müzayedelerin sayısında azalma olabilir.

Modern sanatçıların birçoğunun üretim şekillerini NFT sonrası, yeniden gözden geçirmeye başladıklarına eminim. Hatrı sayılır bir yönelim olacak şüphesiz. Fiziksel eser başka, dijital asla onun yerini tutmaz diyecek kadar yaşlanmadım ama böyle düşünenler aramızda, onları da çok iyi anlıyorum.

Nihayetinde, bu romanın sonuç bölümünde, zamanında arpa-pirinç takası yapıldığı gibi, bugünkü para kavramı da geride kalınca, kripto para takasları veya henüz hayatımıza girmemiş benzer bir blok zincir teknolojisi ortak para birimi haline gelince, NFT’ler de belki alanında tek sanat değerleme yöntemi olacak.


Ön hazırlık, yazım ve düzenleme aşamaları 3 günde yaklaşık 12 saat süren ve sıkıcı olmaması için 4000’den zar zor 3000 kelimeye kadar düşürebildiğim bu blog gönderisini faydalı bulduysanız bağlantılarınızla paylaşmayı unutmayın. Yazının yayımlandığı saati kontrol etmeyi de unutmayın, bir şey ifade edecek mi bakalım. ^^ Sevgiler.

Numan Çebi, 29 Mart 2021

Bu gönderiyi çevrenizle paylaşın: Non-Fungible Token (NFT) devriminin neresindeyiz? için yorumlar kapalı

“Her medeniyet, barbarlığa sadece üç öğün uzaklıktadır”

Başlıktaki söz bana ait değil ama bütününe bakınca hak verdiğim bir söz oldu. Yuval Noah Harari‘nin Financial Times‘daki makalesinden bir cümle.

O da “denir” diye vermiş sözü. Sapiens‘ten beri yazarın her denk geldiğim yazısında mutlaka vurucu bir cümle ile karşılaşıyorum. “Lessons from a year of Covid” | “Covid’le Geçen Bir Yıldan Dersler” başlıklı yazısında da başlıktaki sözdü bu.

© Rafael Heygster/Helena Manhartsberger

Sözün geçtiği paragrafı kopyalıyorum ki daha anlaşılır olsun.

“Covid yılı aynı zamanda birçok düşük ücretli mesleğin insan uygarlığını sürdürmede oynadığı hayati rolü vurguladı: hemşireler, temizlik işçileri, kamyon şoförleri, kasiyerler, teslimat görevlileri. Her medeniyetin barbarlığa sadece üç öğün uzaklıkta olduğu sık sık söylenir. 2020’de teslimat yapanlar, medeniyeti bir arada tutan ince kırmızı çizgiydi ve fiziksel dünya için can damarlarımız haline geldiler.” – daktilo1984 çevirisi

Koronavirüs’ün dünyamız üzerindeki etkilerine dair bu yazıyı okurken, yeni bir kitabının ön sözünü okur gibi hissettim, sizin de okumanızı öneririm. Orijinali burada, Türkçe çevirisi burada.

Numan Çebi, 3 Mart 2021

Bu gönderiyi çevrenizle paylaşın: Yorum eklemek ister misiniz?

2020’de izleyip beğendiğim film, dizi ve belgeseller

BelgeselDiziFilm

Geçen yıl yaptığım listenin 2020 versiyonunu da yapmaya karar verdim. Blogun 2021’deki ilk yazısını da yazmış olayım bu bahaneyle. Tarihte muhtemelen en çok film ve dizi izlediğim yıl karantinanın da etkisiyle 2020 yılıydı. Günde ortalama 2 film izlemişim. Bu listede 8 ve üzeri puan verdiklerimi paylaşacağım. Birkaç tane de dizi ve belgesel tavsiyesi olacak arada. Bu listede olmayan bazı gezi belgesellerini -8 üzeri olsa da- IMDb sayfaları olmadığı için ayrı bir yazıda derledim, o da burada, meraklısına.

Bir de ufak istisna var. Bazı film ve dizileri daha önce izlemiş olsam da 2020’deki izleyişimde puanını değiştirdiysem onlar da bu listeye girmiş olabilir, onları özellikle ayıklama gereği duymadım ama belirtmekte yarar var. Mesela Spaced’i, Mad Men’i vs. ilk kez 2020’de izlemedim yani.


10 puan verdiklerim

Impractical Jokers (2011– )

Bill Burr: You People Are All the Same. (2012 TV)


9 puan verdiklerim

Parasite (2019)

Gülen Gözler (1977)

Rise of Empires: Ottoman (2020)

Modern Family (2009–2020)

Pingu (1980–2006)

An Idiot Abroad (2010–2012)

Blue Planet II (2017–2018)

Cosmos: A Spacetime Odyssey (2014– )

The Gentlemen (2019)

Ricky Gervais: Live IV – Science (2010)

Phone Booth (2002)

Pocket Hercules: Naim Süleymanoglu (2019)

The Sound of Music (1965)

Africa (2013)

Life on Earth (1979– )


8 puan verdiklerim

Shazam! (2019)

Modern Love (2019– )

Spaced (1999–2001)

Turist Ömer (1964)

Uçurtmayi Vurmasinlar (1989)

Barry (2018– )

Ford v Ferrari (2019)

Married with Children (1987–1997)

Toast of London (2012– )

The World’s Most Extraordinary Homes (2017–2018)

American Crime Story (2016– )

The Ricky Gervais Show (2010–2012)

Gotham (2014–2019)

Parks and Recreation (2009–2020)

Planet Earth II (2016)

Le ballon rouge (1956)

The Passion of Joan of Arc (1928)

Seven Up! (1964 TV)

Sincerely Louis CK (2020)

The Movies That Made Us (2019– )

1917 (2019)

Victoria (II) (2015)

Knocked Up (2007)

Aladdin (1992)

Lola rennt (1998)

After Life (2019– )

Succession (2018– )

Don’t F**k with Cats: Hunting an Internet Killer (2019)

Dave (2020– )

Bes Kardes (2015)

Into the Night (II) (2020– )

Rick and Morty (2013– )

Futurama (1999–2013)

The Last Dance (2020)

The Dinner Game (1998)

Cowspiracy: The Sustainability Secret (2014)

The Pervert’s Guide to Ideology (2012)

All the World in a Design School (2015)

Jojo Rabbit (2019)

Ricky Gervais Live: Animals (2003)

Yasamak Güzel Sey (2017)

Human Planet (2011)

Chef’s Table (2015– )

High Score (2020)

Sherlock (2010–2017)

Dave Chappelle: Sticks & Stones (2019 TV Special)

Hasan Minhaj: Homecoming King (2017 TV Special)

Comedians in Cars Getting Coffee (2012– )

Death Note (2006–2007)

Formula 1: Drive to Survive (2019– )

The Toys That Made Us (2017– )

Inside the Real Narcos (2018– )

Rust Valley Restorers (2018– )

Night on Earth (2020)

Dekalog (1989–1990)

The Last Narc (2020– )

Monk (2002–2009)

Rocky II (1979)

Bir Baskadir (2020– )

Goliath (2016– )

Wayne (2019)

Conversations with a Killer: The Ted Bundy Tapes (2019)

7YUZ (2017)

Unhinged (2020)

David Attenborough: A Life on Our Planet (2020)

3-Iron (2004)

Nathan for You (2013–2017)


Bonus: Biraz daha kasarsak, idare eder bulduklarım, diğer bir deyişle “7 puan verdiklerim”

Us (II) (2019)

Creed II (2018)

Fleabag (2016–2019)

Hidden Figures (2016)

Dynasties (2018– )

Terminator: Dark Fate (2019)

Uncut Gems (2019)

The Lighthouse (I) (2019)

Messiah (2020)

Welcome to Marwen (2018)

The Simpsons Movie (2007)

The Morning Show (I) (2019– )

Klaus (2019)

The Two Popes (2019)

Blackadder (1982–1983)

Bartu Ben (2018)

Tutunamayanlar (2020– )

The Sinner (2017– )

Mr. Robot (2015–2019)

Ben de Özledim (2013–2014)

The Mind, Explained (2019– )

F Is for Family (2015– )

Adam Ruins Everything (2015– )

Mad Men (2007–2015)

Key and Peele (2012–2015)

Silicon Valley (2014–2019)

Utopia (I) (2013–2014)

Mankind: The Story of All of Us (2012)

Californication (2007–2014)

Uri: The Surgical Strike (2018)

Hoffa (1992)

There’s Something About Mary (1998)

The Big Bang Theory (2007–2019)

The Platform (2019)

The Bridge (2011–2018)

Miracle in cell NO.7 (2019)

Angel Heart (1987)

The Day of the Jackal (1973)

The Sunset Limited (2011 TV)

Road to Perdition (2002)

Snuff Box (2006– )

Garden State (2004)

Breakfast at Tiffany’s (1961)

Kasaba (1997)

Mayis Sikintisi (1999)

The Flintstones (1960–1966)

Ricky Gervais Live 3: Fame (2007)

The Bus (1975)

Babel (I) (2006)

Risky Business (1983)

Kiyida (1998)

Ace in the Hole (1951)

Mommy (I) (2014)

Portrait of a Lady on Fire (2019)

Rashomon (1950)

7 Plus Seven (1970 TV)

21 Up (1977 TV)

28 Up (1984 TV)

35 Up (1991 TV)

Cuba and the Cameraman (2017)

Money Heist (2017– )

Suits (2011–2019)

The Act (2019– )

Kidding (2018–2020)

Tiger King: Murder, Mayhem and Madness (2020)

Caliphate (2020– )

A Short Film About Killing (1988)

Autumn Sonata (1978)

High Maintenance (2016– )

42 Up (1998 TV)

49 Up (2005 TV)

56 Up (2012– )

63 Up (2019– )

7 Up (1984– )

Anand (1971)

Eastern Promises (2007)

Fallen Angels (1995)

A Year in Space (2016 TV)

Oslo, August 31st (2011)

Princess Mononoke (1997)

Space Force (2020– )

Alef (2020)

Transformers (2007)

Jeffrey Epstein: Filthy Rich (2020)

Out of Shadows (2020)

The Genius of Design (2010)

We Need to Talk About Kevin (2011)

The Guard (2011)

Zeitgeist: Moving Forward (2011)

A.I. Artificial Intelligence (2001)

Muhammad: The Messenger of God (2015)

Urbanized (2011)

Vice (I) (2018)

The Curse of the Were-Rabbit (2005)

Milton Glaser: To Inform and Delight (2008)

Derek (2012–2014)

Casino Royale (2006)

Ferris Bueller’s Day Off (1986)

The Fugitive (1993)

Black Books (2000–2004)

Training Day (2001)

A Beautiful Planet (2016)

A Most Wanted Man (2014)

Bill Burr: Why Do I Do This? (2008 TV)

An Education (2009)

Big Train (1998–2002)

Jumanji: The Next Level (2019)

Sir Çocuklari (2002)

Lethal Weapon (1987)

A Few Good Men (1992)

Boogie Nights (1997)

The Boondock Saints (1999)

First Blood (1982)

Halloween (1978)

The Girl with the Dragon Tattoo (2009)

Walk the Line (2005)

The Birds (1963)

Cinderella Man (2005)

Close Encounters of the Third Kind (1977)

Usta (2009)

End of Watch (2012)

Fantastic Mr. Fox (2009)

The Final Table (2018– )

Halkali köle (1986)

Brave New World (2020)

Baki (2018– )

Kengan Ashura (2019– )

Unfriended: Dark Web (2018)

Akame ga Kill! (2014)

Connected: The Hidden Science of Everything (2020– )

Mad Max 2 (1981)

Blue Exorcist (2011–2012)

Ronny Chieng: Asian Comedian Destroys America (2019 TV)

Black Lagoon (2006)

White Gold (2017–2019)

Penn & Teller: Fool Us (2011– )

Peep Show (2003–2015)

Kakegurui (2017– )

Inside the World’s Toughest Prisons (2016–2021)

Fastest Car (2018– )

W/ Bob and David (2015)

Hyperdrive (2019– )

The Speed Cubers (2020)

The Defiant Ones (2017)

Close Enough (2020– )

History 101 (2020– )

Challenger: The Final Flight (2020)

Fear City: New York vs the Mafia (2020)

Car Masters: Rust to Riches (2018– )

Captive (2016– )

The Devil Next Door (2019)

What We Started (2017)

I’ll Sleep When I’m Dead (2016)

This Was Tomorrow: Tomorrowland Presents… (2015)

Homeland (2011–2020)

Goldfinger (1964)

Hero (2002)

Payback (I) (1999)

Snow White and the Seven Dwarfs (1937)

Workaholics (2011–2017)

Rambo: Last Blood (2019)

Remember the Titans (2000)

Munich (2005)

Savage X Fenty Show Vol. 2 (2020 TV)

Electric Dreams (2017– )

The Romanoffs (2018)

The Report (I) (2019)

Superstore (2015– )

Le Mans: Racing Is Everything (2017– )

Philadelphia (1993)

The Thin Red Line (1998)

Rocky III (1982)

Rocky Balboa (2006)

The Boy in the Striped Pyjamas (2008)

The Insider (1999)

Primal Fear (1996)

The Jungle Book (1967)

Inside Jokes (2018– )

Truth Seekers (2020– )

Retro Tech (2019– )

Could You Survive The Movies? (2018– )

The Little Mermaid (1989)

Empire of the Sun (1987)

Fearless (2006)

Blackfish (2013)

My Cousin Vinny (1992)

Fahrenheit 11/9 (2018)

Bizim Aile (1975)

Saygi (2020– )

Encounters at the End of the World (2007)

Flu (2013)

Outbreak (1995)

Xena: Warrior Princess (1995–2001)

Greyhound (2020)

Rojo (2018)

Run (I) (2020)

The Net (2016)

The Bow (2005)

Surviving R. Kelly (2019)

Queen & Slim (2019)

La Belle Époque (2019)

Numan Çebi, 11 Ocak 2021

Bu gönderiyi çevrenizle paylaşın: Yorum eklemek ister misiniz?

Gezemediğim için gezi belgesellerine düştüm: Tavsiyelerim

Malum epeydir dünyanın içinde bulunduğu halden ötürü evden bile çıkamıyoruz. Hal böyle olunca, gezi belgeselleri ile nefsimizi köreltiyoruz. Bu yazıda, son dönemde izlediğim ve beğendiğim (bazısını az beğendiğim) gezi belgesellerine yer vereceğim. (Açıklamalar yayıncıdan kopyalandı.)


beIN Connect’teki belgeseller

Yazının ilk bölümündeki tüm belgeselleri beIN Connect uygulamasında bulabilirsiniz. Muhtemelen tamamı İZ TV için çekilmiş olan bu belgesellerin çoğu oldukça kaliteli ve seyri keyifli. (Birkaçı biraz eski.) Bu listedekilerin çoğu 10 bölüm civarı mini seriler. 79 ve 93 bölüm olan da var. Buradaki belgesellerin hepsinin tüm bölümlerini izledim (aşağı yukarı 250 bölüm sanırım), pişman değilim. :)


Erkan Can ve Güven Kıraç ile

Erkan Can ve Güven Kıraç, Selanik’ten Lizbon’a, Budapeşte’den Saraybosna’ya daha bir çok yeri eğlenerek geziyor ve en çok merak edilen yerleri izleyiciye sunuyorlar.


Erkan Can ve Güven Kıraç Karavanda

Usta oyuncular Erkan Can ve Güven Kıraç, pandemi sürecinde güvenli seyahat edebilmenin çözümünü karavan yolculuğunda buluyor.İstanbul’dan başlayan yolculuk süresince Türkiye’nin tatil beldelerini keşfe çıkan ikiliye her bölümde birbirinden ünlü isimler eşlik ediyor.


Seferi
Oyuncu Bülent Şakrak, Anadolu’nun zengin kültürünü ve eşsiz coğrafyasını keşfe çıkıyor.Her bölümde ayrı bir rotayı keşfederken yörenin insanlarını da programında konuk ediyor.


Doğada Kal

Doğayı keşfetmenin merakı, yeni yerler görmek ve yeni hikayeler yaşamanın heyecanı… Şehirden uzaklaşıp doğada daha çok vakit geçirmek isteyenler için kamp hayatının bütün detayları sizler için anlatılıyor.


9 Sıcak Nokta

9 sıcak nokta, 9 tanıdık sima: Erkan Can’dan Pelin Batu’ya, Uğur Polat’tan Şevval Sam’a, 9 tanınmış yüz, koruma altına alınan 9 sıcak noktaya gidiyor. Doğal Hayatı koruma Derneği ile Çevre ve Orman Bakanlığı’nın, biyoçeşitlilik kriterlerine göre belirlediği Küre Dağları, İstanbul Ormanları, İbradı-Akseki Ormanları, Karçal Dağları, Amanos Dağları, Babadağ, Yenice Ormanları, Datça Yarımadası-Bozburun ve Fırtına Vadisi, doğaya duyarlılığıyla tanınan sanatçılar eşliğinde keşfediliyor.


Limonata

Ayhan Sicimoğlu, dünyadaki ve Türkiye’deki birbirinden renkli ve farklı coğrafyaları, ilginç yaşamları Limonata programı ile ekranlara getiriyor. Diğerlerinden farklı olarak bölüm sayısı oldukça fazla. Şu ana kadar yayımlanan 79 bölümün tamamını izledim. Devam ederse (edecek gibi görünüyor), seve seve biz de devam tabi. “Hastasıyız!”


Renkler

Türkiye ve dünyadan keyifli mekanları, ilginç konu ve konukları ile Ayhan Sicimoğlu ekranlarda…Türk ve dünya mutfaklarından tatları, enfes müzikleri, tarihi ve kültürel zenginlikleri, engin denizlerin altını ve üstünü kısacası hayatın tüm renklerini, vurmalı çalgılar ustası Ayhan Sicimoğlu’nun kendine özgü bakış açısı ile keşfedeceksiniz. (93 bölüm, bazısı ilgimi çekmediği için atladım, itiraf edeyim. Limonata’dan önce çekilen bu seri daha az gezi, daha çok yemek üzerine sanki.)


Aydın Boysan’ın İstanbul’u

Boysan, uzun yıllar icra ettiği mimarlık mesleğinin getirdiği birikim ve doğma büyüme İstanbullu olmanın verdiği yaşanmışlıklarla…Yıllardır bir düşün adamı olarak şehre dair gözlemlerini, uyarılarını, sitemlerini dile getirdi. Şimdi de semt semt İstanbul’u anlatarak bize bilmediğimiz geçmişi hatırlatıyor. Çünkü o, yaşayan İstanbul.


Farklı Rotalar

Daha önce hiç gidilmeyen coğrafyalarda, bu bölgelerde hiç bulunmamış ünlü oyuncuların anlatımıyla gezmeye ne dersiniz? Yeni rotalar sevdiğiniz isimlerle keşfediliyor.


Başka Hayat Mümkün

Sebepleri farklı olsa da ortak noktası yeni bir yaşam kurma isteğiydi. Nasıl karar verdiler? Neden gitmek istediler? Gitmeyi nasıl başardılar? Mutlular mı?Aradıklarını buldular mı? Başka bir Hayat Gerçekten Mümkün mü?Başaran insanların zorlu hikayeleri… Şimdilik 2. sezon 4. bölüme kadar yayımlanmış (bitirdik tabi), devam edecek gibi görünüyor.


İstikamet Ege

Her bölümde Ege’nin farklı bir noktasını ziyaret eden İstikamet Ege,ünlü konukları ve alanının uzmanları eşliğinde bölgenin kültürel ve gastronomik değerlerini keşfediyor


YouTube’dan bir tavsiye

Mesela Dedik

Güven Kıraç ve Erkan Can’ın YouTube serisi. beIN Connect’teki tatta bir serileri var burada. Oldukça güzel.


Daha fazlası için seyahat kategorisindeki yazılara gözatın.

Numan Çebi, 28 Aralık 2020

Bu gönderiyi çevrenizle paylaşın: Yorum eklemek ister misiniz?

Lost’un ilk sezonunun üçüncü bölümünün final sahnesi

Lost’u oynadığı dönem her hafta yeni bir bölümünü bekleye bekleye izleyen biri olarak en etkilendiğim sahnelerinden biri olan 1. sezonunun Tubala Rasa adlı 3. bölümünün son sahnesini arada açar izlerim YouTube’dan. Tarifi zor hisler uyandırıyor bende. Diziden bağımsız olarak ayrı bir sanat eseri olarak bakıyorum bu sahneye.

6 Ekim 2004’te yayınlanan bölümün yazarı Damon Lindelof, yönetmeni Jack Bender’mış. Kate Austen karakteri merkezli bir bölüm bu ama final sahnesinde doğrudan öyle bir yönelim var diyemeyiz. Daha çok sempatik karakter Hugo “Hurley” Reyes’in gözünden yaşıyoruz bu sahneyi. Onun kulaklığında çalan bir şarkıyı duyuyor olmamızın etkisi çok yüksek tabi.

Sahneyi izleyelim

Dizinin başlangıcından beri ilk kez tüm karakterlerin gözlerinin içine bakıyoruz aslında, gerçek anlamda. O nedenle çok seviyorum bu kesiti. Şarkının güzelliği de su götürmez bir gerçek elbette, hakkını yemeyelim.

Şarkının ham hali

Araya dizi ses düzenlemesi karışmadan düzgünce dinlemek isterseniz…

Gelelim benim bu gönderiyi yazma nedenime

Az önce Tidal’deki popüler Decaf oynatma listesi rastgele çalıyorken arada bu şarkıya denk geldim. Taylor Switf’in “invisible string” adlı parçası başlı başına güzel, dingin bir şarkı ama onun benim dikkatimi çekmesine neden olan bu özellikleri değil arkaplanda çalan tonun tanıdık gelişiydi. Üzerine çok düşünmem gerekmeden fark ettim tabi, “Wash Away” sample’ı kullanmış gibiydiler.

Kimin fikri bilmiyorum ama yakışmış, bunu da beğendim haliyle. Telifini vermişlerdir inşallah. 🙂

Numan Çebi, 20 Aralık 2020

Bu gönderiyi çevrenizle paylaşın: Yorum eklemek ister misiniz?

Oyun içinde oyun: Fancade ile “9999 in 1” Atari dönemini yeniden yaşıyoruz

Boş zamanlarımda açtığım bir oyundan bahsedeceğim: Fancade. İçerisinde eski atarilerdeki gibi yüzlerce oyun türü var, her birinin de onlarca bölümü var. Oyuncular da Fancade içerisinde oyun ve bölüm üretebildiği için sonu olmayan bir eğlence makinesi.

Şu ana kadar 55 dünya bitirdim (yenilerinin açılmasını bekliyorum), her dünyada 4 veya 5 oyun, bunların her birinde de bazen 3-5 bazen 20-30 bölüm var. Dünyalara dahil edilmeyen arcade bölümünde de çeşitli oyunlar mevcut. Aylardır oynuyorum ve hala görmediğim yeni oyunlara denk geliyorum arada.

Pandemi döneminde olmasak tam bir metro oyunu diyeceğim ama metroya binmiyor olabilirsiniz şu anda. Evde de oynanabilir. 😂

İndirme bağlantıları: iOS için indir | Android için indir

Yapımcı: Martin Magni

Numan Çebi, 21 Kasım 2020

Bu gönderiyi çevrenizle paylaşın: Yorum eklemek ister misiniz?

48 saatte 3 sezonunu da izletebilen dizi yapmışlar: Goliath

DiziTV

Câlût ya da Golyat, MÖ 11. yüzyılda yaşadığına inanılan ve Tanah, Eski Ahit ve Kur’an’da bahsi geçen savaşçı dev. İsrail Krallığı’nın gelecekteki hükümdarı Davud ile yaptığı ve kaybettiği düello ile bilinir. (Vikipedi)

Amazon Prime’ın aynı isimli dizisi Goliath’ı “önerilerde” görüp adına basmamla bağımlısı olmam bir oldu. Bir Better Call Saul, bir Billions, bir Succession tadı aldım. Nedenini sonradan çözdüm, bahsedeceğim.

Goliath, Amazon Studios’un ABD hukuku temelinde bir dram web dizisi. 13 Ekim 2016’da Prime Video’da yayımlanmaya başlanmış. Geçen haftaya kadar adını hiç duymamıştım.

Daha önce Prime Video’yu incelediğim şu yazımda bahsettiğim gibi Prime üyeliği ve Netflix üyeliğini dönem dönem geçişlerle kullanıyorum, yani yıl boyu her ikisine de abone kalmıyorum, çünkü o kadar ilgi çekici ve iyi içerik bulamıyorum, dönüşümlü olması yetiyor. Bu nedenle bu dönemki üyeliğimin bitmesine 3 gün kala izlemeye karar verdiğim bu diziyi, biraz “aboneliğim sonlanmadan aradan çıksın” diye izleme motivasyonum vardı ama başladıktan sonra öyle bir sardı ki başka bir şey izlemeye vakit bulamadım ve tercih de etmedim açıkçası.

Billy Bob Thornton‘un Billy McBride olarak başrolünde arz-ı endam ettiği yapım eski bir alkolik avukatın çok da istekli olmadığı bir işi almasıyla başlıyor. (Gerçi her aldığı işi böyle alıyor, enteresan bir tarz.) Bitik haldeki avukatımız, bir gemi patlamasında (yangınında) ölen adamın kız kardeşinin ricası ile bir davayı alıyor ve ilk sezon bunun davası ve koşturması üzerine akıp gidiyor. Büyük yolsuzluklar, büyük şirketler ve mağdur ile el ele avukat senaryosu her üç sezon için de geçerli diyebiliriz temelde. Her sezonunda farklı bir ana konuyu ele alan (Dexter gibi) bir dizi olması ayrıca hoşuma gitti.

Çok ipucu da vermek istemiyorum tat kaçırmasın diye, ilk paragrafta adını verdiğim 3 diziyi izleyip sevdiyseniz buna da bakın. Neden o üç dizinin tadını aldığımı düşününce fark ettim ki ben hukuki diziler ve büyük firmaların iç yapısının ifşa edildiği hikayeleri seviyorum, bunlar bir araya gelince de inanılmaz keyif alıyorum. Breaking Bad gibi sakin bir yapıya sahipseler de tadından yenmiyorlar benim için. Hareketli bölümleri yok mu, tabii ki var ama dizi genel olarak huzur veren bir dinginlikte.

Bu diziye 10 üzerinden 8 (ama kalın 8) verdim. Benzettiğim 3 diziye daha yüksek vermiştim ama konumuz o değil. Bu diziyi sevmemin bir diğer nedeni ise ilk defa bu kadar kısa sürede (48 saat) bu kadar uzun (3×8 bölüm / 22 saat civarı) bir diziyi bitirmiş olmam (kendini sıkmadan izletebilmiş olması) ve bana çok sevdiğim bu dizileri aslında neden sevdiğimi fark ettirmesi oldu.

4’üncü sezon onayını da aldığını okudum bir yerde. Kadroya çok iyi isimler katılmış bu sezonda (birkaçı belli, sızdırılmış), merakla bekliyorum. Final sezonu olmaz umarım, devam etsin, zaten kaç dizi var izlenebilecek şunun şurasında. Gerçi Dexter da devam edecekmiş diye bir haber çıkmıştı geçenlerde, hadi inşallah.

Dizinin kadrosu IMDb puanı ve diğer ayrıntılar için buraya gözatın.

İlk sezonun fragmanını da şöyle bırakayım:

Numan Çebi, 20 Kasım 2020

Bu gönderiyi çevrenizle paylaşın: Yorum eklemek ister misiniz?

Tasarımcıların ve görsel sanatlarla ilgilenenlerin izlemesi gereken belgeseller

BelgeselDiziFilmSanatTasarım

Önemli bir ön bilgi: 22 Şubat 2017 günü hazırlamaya başladığım bu listeyi, her birine tek tek açıklama yazarım diye bekletiyordum ama artık turşusunu kurmaya sıra geldiği için açıklama yazmaya da üşendiğimden dolayı yayına alıyorum, zamanla belki yine açıklamalarını eklerim. Bazısınınkini yazmıştım zaten. Asıl gönderi aşağıdaki paragraftan başlıyor.

Ekleme: 2 Ocak 2021 tarihinde yazı güncellendi.


Biri bana böyle bir liste verseydi ne güzel olurdu diyeceğim türden bir liste hazırladım sizin için. Umarım bu hazıra konma huyunuzdan vazgeçip… Şaka şaka, keyfini çıkarın. Ufkunuzu 2 katına çıkaracağına inandığım bu filmleri (belgesel ve dizi de film nihayetinde) sindire sindire izlemenizi tavsiye ediyorum.

Bu listeyi birkaç ayda adı geçenleri izledikçe hazırladım. Belki de bugüne kadarki en çok taslağa sahip olan yazımdır. Bazısının açıklaması var, bunları filmi izledikten hemen sonra sıcak sıcak yazdım.

Sıralama iyiden kötüye göre, izlediğim sıraya veya herhangi bir şeye göre değil. Tamamen rastgele. Bulunduğu sırasına göre anlam çıkarmamanız rica olunur. İyi seyirler.


Helvetica

Microsoft’un kopyalayıp Arial diye bir benzerini yaptığı, billboardlarda, dergilerde ve logolarda sıkça karşımıza çıkan fontların ağa babası Helvetica’nın belgeseli.

Grafik tasarımcı olsanız da olmasanız da izleyin. Tipografi sizin için az-çok bir şey ifade ediyorsa, font tasarımı hakkında çok güzel bilgi birikimi edineceğiniz bir yapım bu. Bundan 10 yıl önce hazırlanmış olması güncelliğini yitirdiği anlamına gelmiyor kesinlikle, onlarca yıllık font mevzu bahis olunca 10 yılda ne değişmiş olabilir ki diye düz mantık yürütebilirsiniz izlemek için motivasyona ihtiyacınız varsa.

Filmden bir iki repliği paylaşmak istiyorum, hoşuma giden;

  • Bir tasarımcının hayatı çirkinliklerle savaşmakla geçer.
  • Tipografiyi yaratan harflerin kendisi değil, harflerin aralarındaki ve etrafındaki beyaz boşluklardır.
  • Bir çalışma için font seçen tasarımcılar, filmlere oyuncu seçen cast direktörleri gibidir.

Sonuncuda, -gerçi anlamışsınızdır ama- role oturmayan bir yığın oyuncunun oynadığı filmin senaryosu ne kadar kuvvetli olursa olsun ondan tat alamazsınız, font da öyledir diyor yani.

IMDb 7,2/10 Göster
Puanım: 7/10
Süre: 1 saat 20 dakika
Tür: Belgesel
Yıl: 2007


Objectified

Sir Jonathan Ive‘ın dombili olmadan önceki zamanlarını görebileceğimiz bir belgesel. Ive, belgeseldeki aktörlerden yalnızca biri, çok güzel ürün tasarımı örnekleriyle çok başarılı tasarımcılara yer verilen bu belgesel temelde belli bir şeyden bahsetmiyor gibi görünse de aslında günlük hayatta bize dokunan tasarımların (ya da tam tersi) belgeseli. O nedenle boş bir saatiniz varsa izlemeye değer. Bazı monologlar (özellikle) çok etkileyici. Bahsetmeyeyim ki merak uyandırsın.

Ya da durun size bir özet geçeyim, izlemeye üşenirseniz boşa gitmesin.

  • İyi tasarım yenilikçidir.
  • İyi tasarım ürünü kullanışlı yapar.
  • İyi tasarım estetiktir.
  • İyi tasarım ürünü anlaşılır kılar.
  • İyi tasarım dürüsttür.
  • İyi tasarım göze batmaz.
  • İyi tasarım uzun ömürlüdür.
  • İyi tasarım her detayıyla tutarlıdır.
  • İyi tasarım çevre dostudur.
  • Son ama daha az önemli değil: İyi tasarım mümkün olduğunca küçüktür.

IMDb 7,1/10 Göster
Puanım: 6/10
Süre: 1 saat 15 dakika
Tür: Belgesel
Yıl: 2009


Urbanized

IMDb 7,3/10 Göster
Puanım: 7/10
Süre: 1 saat 25 dakika
Tür: Belgesel
Yıl: 2011


All the World in a Design School

IMDb 8,4/10 Göster
Puanım: 8/10
Süre: 59 dakika
Tür: Belgesel, Dram, Haber
Yıl: 2015


Design the New Business (2011)

IMDb 6,3/10 Göster
Puanım: 4/10
Süre: 38 dakika
Tür: Belgesel, Kısa Film
Yıl: 2011


Milton Glaser: To Inform and Delight (2008)

IMDb 7/10 Göster
Puanım: 7/10
Süre: 1 saat 13 dakika
Tür: Belgesel, Biyografi
Yıl: 2008


Art & Copy (2009)

IMDb 6,8/10 Göster
Puanım: 6/10
Süre: 1 saat 29 dakika
Tür: Belgesel
Yıl: 2009


Design & Thinking (2012)

IMDb 6,1/10 Göster
Süre: 1 saat 14 dakika
Tür: Belgesel
Yıl: 2012


Design Is One: The Vignellis (2012)

IMDb 7,1/10 Göster
Süre: 1 saat 26 dakika
Tür: Belgesel, Biyografi
Yıl: 2012


Drew: The Man Behind the Poster

Drew Struzan, 1947 doğumlu bir Amerikan artist. 150’den fazla film posterine imza attı. Film posterleri dışında albüm kapakları, kitap kapakları ve koleksiyon ürünleri tasarlıyor. Bugünkü kadar biliniyor olmasına sebep olan da aslında bir albüm kapağı desek abartmış olmayız. O albüm kapağını çizmiş olması hayatının yönünü değiştiriyor adeta.

Efsane Drew Struzan‘ın hayatını anlatan bu belgesel mutlaka görülmeli. Gözünüzü kırpmadan izleyeceğiniz ve eğer Struzan’ı yakından takip etmiyorsanız filmin yarısından çoğunda şaşırarak ağzınız açık ekrana bakacağınız bir belgesel. (“Onu da mı Struzan çizmiş” diye.)

Belgesel, Geleceğe Dönüş serisinden, Star Wars‘a, Indiana Jones’tan Yeşil Yol’a kadar birbirinden değerli yapımların ikonik posterlerine imza atan sanatçının bir dönem düştüğü zor durum ve kariyerinde iyi bir yere gelmişken çalınan posterleri hakkında da detaylar barındırıyor.

Filmde, onlarca yıl boyunca çizdiği posterlerin “siparişlerini veren” yapımcılar ve reklamcılar O’nu anlatıyor.

IMDb 7,5/10 Göster
Puanım: 9/10
Süre: 1 saat 37 dakika
Tür: Belgesel, Biyografi
Yıl: 2013


Typeface

IMDb 6,6/10 Göster
Süre: 59 dakika
Tür: Belgesel
Yıl: 2009


Abstract: The Art of Design

IMDb 8,4/10 Göster
Puanım: 10/10
Süre: 45 dakika (Her Bölüm, 14 Bölüm)
Tür: Belgesel
Yıl: 2017 – Devam edecek (gibi)

Numan Çebi, 3 Temmuz 2020

Bu gönderiyi çevrenizle paylaşın: Yorum eklemek ister misiniz?

Kapatılmasının üzerinden yıllar geçse de unutulamayanlar: FFFFOUND, StumleUpon, FriendFeed

Bu yazıda değineceğim web sitelerini hemem hemen her gün ziyaret edip faydalanırdım. Hiçbirinin alternatifi çıkmadı, benzeri bile yok. Özlüyoruz… Herhangi birinin alternatifini çıkaran the next big thing olur webde. Çünkü anlamsızca hepsi çok aktif kullanılırken kapatıldı. Hadi FriendFeed’in kapanma sebebi biraz farklı diyelim ama diğer ikisinin kapatılmasının hiçbir anlamlı nedeni yoktu.

FFFFOUND

FFFFOUND! kayıtlı kullanıcıların internette var olan görüntüleri paylaşmasına ve diğer görüntülerin kişiselleştirilmiş önerilerine erişmesine olanak tanıyan bir sosyal yer imi web sitesiydi. Kayıtlı olmayan kullanıcılar bu yayınları ve ilgili önerileri görebiliyordu; kayıt davetiye ile mümkündü. Orta dönem üyelerinden biriydim.

StumleUpon

StumbleUpon, kullanıcılarına yeni siteler keşfetme ve bu siteleri oylama imkanı sunan bir web sitesi ve tarayıcı eklentisiydi. Web sayfaları kullanıcılar tarafından tarayıcıya kurulan araç çubuğu vasıtasıyla da oylanabiliyordu. Mix diye bambaşka içerikli berbat bir siteye yönlendirilerek yok edildi.

FriendFeed

FriendFeed, Ekim 2007’de kurulan gerçek zamanlı haberleşme ve paylaşım sitesiydi. Kullanıcıların, İnternette üye oldukları bloglar, arkadaşlık siteleri, fotoğraf siteleri, imleme siteleri gibi pek çok kaynaktaki aktivitelerini arkadaşlarıyla paylaşmaları ve yorumlamalarını sağlayan yeni nesil bir sosyal ağdı. Facebook tarafından satın alındıktan sonra yıllarca geliştirme yapılmadı ve nihayetinde fişi çekildi. Bugün sektörden tanıdığım birçok insanı ilk kez bu platformda görmüşümdür.

Numan Çebi, 2 Temmuz 2020

Bu gönderiyi çevrenizle paylaşın: Yorum eklemek ister misiniz?

UX Tasarımcı ve UX Designer aramalarında Google’ın benim portföyüme kıyak geçmesi

Google’ın bana iyilik mi yoksa kötülük mü yaptığını tam anlamadığım bir durum var. Kolay bulunabiliyor olmak güzel tabi ama aşağıdaki e-posta’daki gibi çok fazla istek de geliyor ve bu yorucu olmaya başladı.

Benden istenen şey baya “mesai”. İstemeden geri çevirmek zorunda kalıyorum haliyle. Örnek e-posta’da telefon ile arayıp anlatmam bekleniyor mesela. 🤦🏻‍♂️

Şubat 2019’dan: “Google “UX Designer” aramasında ilk sayfada makale ve ilanlarla birlikte yalnızca bir tasarımcı portföyü gösteriyor. Tahmin edin, o tasarımcı kim?

🕶 Farklı cihaz ve koşullarda denedik, herkeste durum aynı. SEO ile ilgili de özel çaba sarf etmedim halbuki.” Tweet’imden.

20 Şubat 2019 tarihinden ekran görüntüsü

Ekleme (15 Mart 2019): “UX Designer aramasında 4. sıraya yükselmişim (bazen 3). Nasıl oluyor da oluyor, bilmiyorum ama havasını atmam lazımdı.” Tweet’imden.

15 Mart 2019 tarihinden ekran görüntüsü

Ekleme (25 Mart 2019): “UX Tasarımcı aramasında da ilk sayfaya yükselmişim, bu da burada dursun. 🥳 (Güncelleme, “UX Designer” sorgusunda ikinci sıraya çıkıp üçe iniyor arada. Ne oluyor acaba?)” Tweet’imden.

25 Mart 2019 tarihinden ekran görüntüsü

Ekleme (4 Haziran 2020): İş çığrından çıktı. UX Tasarımcı aramasında ikinci sıraya yükseldi birkaç aydır böyle, bazen ilk oluyor. Arada kontrol ediyorum. Şaşkınlıkla izliyorum bu durumu. 😁 Ama yukarıdaki tipte e-postalar artmaya başladı.

Herhangi bir SEO çalışması yapmadığımın altını tekrar çizeyim.

4 Haziran 2019 tarihinden ekran görüntüsü

SEO işlerinden anlayan biri sitemin düzenini inceleyip sebebini anlarsa millete faydası olsun diye yorumlarda paylaşabilir. 😌

Numan Çebi, 4 Haziran 2020

Bu gönderiyi çevrenizle paylaşın: Yorum eklemek ister misiniz?
DAHA FAZLA MAKALE