New York binalarının basamak gibi bir dizilime ve yapıya sahip olma nedeni

17 Kasım 2021 Çarşamba 18:48
Mimari, Tasarım, Yaşam

Equitable Building, New York’un Manhattan bölgesinde bir bina. Finans Merkezi‘nin gözdelerinden biri. 1915 yılında yapımı tamamlanan görkemli bir bina. Aşağıdaki gibi görünüyor.

Öncesinde yerinde Equitable Life Building bulunuyordu. Bu bina çok daha alçak katlıydı. Yer altı ve üstünde, toplamda 10 katı vardı. 1870’lerde yapılmıştı. 1912’nin Ocak ayında binada büyük bir yangın çıktı ve harap oldu, tamamen yıkımına karar verildi. O bina ise aşağıdaki gibi görünüyordu.

Binadaki yangından sonra çekilen bir fotoğraf da aşağıda.

Ekim 1912’de binanın arsası 13,5 milyon dolar karşılığında T. Coleman du Pont‘a satıldı. Du Pont, bir Amerikan politikacı ve mühendisti. Şu anda eski binanın yerinde bulunan yeni binanın inşaası için kolları sıvadı. Amerikan mimar Ernest R. Graham‘a binayı tasarlattı.

T. Coleman du Pont

Ernest R. Graham

1913-1915 yılları arasında devam eden inşaat neticesinde ortaya çıkan bina devasa Equitable Building’di. Şehir güneşin kesildiğinden şikayetçiydi. Bina, 1916’da yeni bir yasa yapılmasına da sebep olan etkenlerden biriydi.

Bu bina yapıldığında, yasanın izin verdiği imar şekli.

O yangın ve sonrasında bu binanın yapılması, New York’un geleceğine etki edecek büyük bir değişimin başlangıcıydı. 1916’daki yasadan önce, şekli bir bloğa benzeyen devasa dümdüz yapılar yapılabiliyordu ve bu da çok büyük gölgelere sebep oluyordu. Yeni bina 160 metre uzunluğundaydı.

2011’de çekilen aşağıdaki fotoğraf, bir yayanın gözünden, binanın etrafını güneş ışığından nasıl mahrum bıraktığını gösteriyor.

Yottabytedev’in objektifinden

1916’da bu sebeple yapılan yeni yasadan sonra, güneş ışığı göz önünde bulundurularak bina yapılmasına karar verildi.

Binanın inşaatı, New York’ta imar reformu geçişinin arkasındaki etkilerden biriydi. Bina, Norval White, Elliot Willensky ve Fran Leadon’un, New York’un beş ilçesi boyunca önemli ve dikkate değer mimarisinin açıklamaları, eleştirileri ve fotoğrafları ile oluşturduğu geniş bir katalog olan AIA New York Rehberi, binayı “ne olduğundan çok neden olduğuyla ünlü” olarak tanımladı ancak bina bu tür bir reformun birkaç katalizöründen yalnızca biriydi. Araştırmalarıma göre, doğrudan sebebiydi diyebilmek çok iddialı bir ifade olur.

Bu bina tamamlandıktan sonra şikayetler oldu demiştik. Sayısız komşu bina sahibi, binanın gölgesinde kalan kendi mülklerinin değerinin çok önemli ölçüde azaldığını söyleyerek yasal yollara başvurmuş mesela. Öte yandan emlak sektörü de yeni bir yasaya karşı çıkıyormuş o dönem. Kamuoyu eleştirileri artınca, emlak sektörü nihayetinde yeni mevzuata itirazına son vermek zorunda kalmış ve 1916 İmar Çözümü olarak adlandırılan yeni yasa kabul edilmiş.

Yeni yasaya göre inşa edilebilecek bir bina örneği.

Mevzuat, güneş ışığının sokak seviyesine girmesine izin vermek için yeni binalar için yüksekliği ve beton ışık engellerinin alanını sınırladı. Bu nedenle, yeni binaların güneş ışığını ve çevrelerindeki açık atmosferi korumak için “yerden yükselirken” caddeden belirli bir açıyla kademeli olarak geri çekilmesi şart koşuldu. Basamak gibi yükselen binalar veya bloklar New York şehrini çevreledi.

Equitable Building, kararın onaylanmasından sonra tamamlanmış olsaydı, 18. kat hizasında girinti olacaktı ve bu noktanın üstünde kalan katlar ince bir kule gibi görünecekti. New York Şehri’ndeki arazi kullanımına kısıtlamalar getirme çabası, ülke çapında bir imar mevzuatı olan Standart Eyalet İmarını Etkinleştirme Yasası‘na yol açtı ancak bu başka bir hikayenin konusu.

New York’ta, aşağıya birkaç örneğini eklediğim düğün keki gibi yükselen binalar veya binalardan oluşan bloklar görmemizin temel nedeni de bu.

Fakat sonsuza kadar böyle kalmadı. 1961 İmar Kararı, eğer plaza ve iş merkezi ise hacimli kulelerin inşasına kademeli olarak yeniden izin verdi.

İşte bu 1916 yasası, Amerikan filmlerinde ve dizilerinde varlıklı insanların yaşadığı yerler olarak bolca lüks penthouse daire diye bilinen, bina üstü devasa teraslı daireler görmemizin de sebebi aynı zamanda.

Şikago ise New York’un aksine, “Allah ne verdiyse” diyebileceğimiz, daha serbest bir imar yasası ile inşaa edildiği için çehresi biraz daha farklı tabi, onu da aşağı ekliyorum.

Bu yazıyı yazmadan önce, her iki binayı ve yasayı epey araştırdım ancak böyle bir şeyin varlığından durduk yere haberdar olmadım elbette. Succession dizisinde (ilgili yazım) gördüğümüz Hamptons malikanesinin konu edildiği bu AD makalesinin altındaki videonun başlığı dikkatimi çekti. Architectural Digest‘in, Billions dizisi (ilgili yazım) ve birkaç farklı film ve dizide daha gördüğümüz 6 lüks daireyi incelediği, mimar Michael Wyetzner‘ın keyifli anlatımıyla sunduğu videosuydu bu.

Yazımı beğendiyseniz, yukarıdaki videoyu da seveceksiniz, izleyin.


Kaynakça:

https://en.wikipedia.org/wiki/Equitable_Building_(Manhattan)
https://en.wikipedia.org/wiki/Equitable_Life_Building_(Manhattan)
https://en.wikipedia.org/wiki/Equitable_Holdings
https://en.wikipedia.org/wiki/T._Coleman_du_Pont
https://en.wikipedia.org/wiki/Ernest_R._Graham_(architect)
https://en.wikipedia.org/wiki/1916_Zoning_Resolution
https://en.wikipedia.org/wiki/Standard_State_Zoning_Enabling_Act
https://en.wikipedia.org/wiki/AIA_Guide_to_New_York_City
https://www.michaelwyetzner.com/bio

17.11.21 tarihinde blog.numancebi.com adresinde yayımlanmış olan "New York binalarının basamak gibi bir dizilime ve yapıya sahip olma nedeni" başlıklı bu yazı izinsiz kopyalanamaz, kaynak belirtilmeksizin alıntılanamaz. Gerektiği durumda lütfen e-posta ile izin isteyiniz. Hassasiyetiniz icin teşekkür ederim.

Bu blogda 2007'den beri sosyal ağlarda kaybolmasını istemediğim konularda yazıyorum. İşlerim ve benim hakkımda bilgi edinmek için portföyüme gözatın.
2007-2021 © blog.numancebi.com