Boru hattı mı kuruyorum, kovayla su mu taşıyorum?

16 Ocak 2023
Finans, İş Dünyası, Kitap

Öncelikle soruya yanıt vererek başlamak istiyorum. Net bir tarih hatırlamasam da dönem olarak yaklaşık 25 yaşlarındayken kovayla su taşımayı bıraktım, boru hattı kuruyorum diyebilirim. Başlıktaki cümlenin geçtiği hikayeyi okuyunca, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Hala bu bozuk paslı çarkın bir dişlisiyim (anlatacağım) ancak bunu tercih ettiğim için öyleyim; erken emekli olabilecek durumda olsam dahi işimi ve üretmeyi çok sevdiğim için hobi olarak ve büyük bir keyif alarak çalışıyorum.

Robert T. Kiyosaki‘nin baştan sona düzenli olarak okumayı epeydir ertelediğim en popüler kitabını, bir çırpıda bitirdim. Zengin Baba Yoksul Baba‘dan bahsediyorum elbette.

Kitapta katıldığım ve katılmadığım çok şey oldu. Geçmişte düzensiz olarak içinden çok alıntıya denk geldiğim ve hakkında çok makale okuduğum kitabın kendisini okuduğumda, bilginin bileşik getirisi amacına hizmet edeceğine emin olsam da kısa vadede yatırımlarımı şekillendireceğim yeni ve şok edici bir bakış açısı kazandırmadı. Bazı anekdotlar insana farkında olamayacağı kadar faydalı olabiliyor, böyle düşündüğümden bu hikaye ile ilgili yazıyı kaleme alıyorum.

Bireysel olarak yatırım alanında uzun yıllardır kendimi geliştirdiğim ve risk seven aktif bir yatırımcı olduğum için kitapta şok edici bir -benim için- yenilik görmesem de zaten 1997’de yazılmış bir kitaptan bahsediyoruz. Güncel metinlerle zenginleştirilmiş (ara notlarla) bir baskısını okumuş olsam dahi, zaten 10 küsür yıldır sürekli tekrar edilen şeylerin bir özeti gibiydi kitap.  Çok satanlarda hep zirvede oluşunun bir sebebi de zaten bildiğimiz şeyleri üstüne basa basa söylüyor oluşu olabilir.

Sürekli kendi içinde tekrar etmesi, 100 sayfalık bilgiyi, aynı şeyleri tekrar ederek 400 sayfaya çıkarmış olması dışında büyük bir problem yok. Fakat, acemiler için bunun faydalı olduğunu düşünüyorum. Daha önce Zengin Baba’nın Kehaneti adlı kitaba sahiptim ve okumuştum. O, bu kitaptan daha sonra çıkmış bir kitap olduğu için onu üzerinden yıllar geçtiği için tekrar okumak istiyorum. Belki bu bile, bana yeni bir bakış açısı kazandırmaya yetebilir.

Zengin Baba Yoksul Baba kitabında, yine daha önceden ya bir sohbette ya da toplantıda sözlü olarak duyduğum ilgimi çeken bir hikaye var. Hikayeyi biliyordum fakat bu kitaptan olduğunu bilmiyordum. Aradığımda internette bu hikayeyi bulamadığım için ilk taşı atmış olmak istedim. O kısmı burada paylaşmak istiyorum, bu yazının başlığına da ilham olmuş, görebilene epey mesajlar içeren etkileyici bir hikaye.

Hikayeyi aynen kitaptan alıntılıyorum. İnternette bulamadığımı söylemiştim, bu nedenle harf harf kendim yazmam gerekti, bundan sonra alıntılamak isteyenlere de kolaylık olsun diye, sayfaların fotoğraflarını koymuyorum ki bu bakış açısı yayılsın, alıntılamak isteyen kopyalayıp kullanabilisin diye seçilebilir yazı halinde yayınlıyorum. İşte Kiyosaki’nin, kitapta söz ettiği o hikaye:

Bir zamanlar acayip küçük bir köy vardı. Yaşamak için harika bir yerdi ama önemli bir sorun vardı. Köyde yağmur yağmadığı sürece su yoktu. Bu sorunu kesin olarak çözmek için köyün yaşlıları müteahhitlerden, köye günlük su getirmek için teklif vermelerini istediler. İki kişi işi almaya gönüllü oldu ve yaşlılar ikisiyle de kontrat yaptı. Küçük bir rekabetin fiyatları düşüreceğini ve suyun tedarikinde destek sağlayacağını düşündüler.

“Kontratı kazanan birinci kişi Ed, ivedilikle harekete geçti, iki galvanize çelik kova aldı ve bir aşağı bir yukarı koşarak bir mil uzaktaki göle gidip gelmeye başladı. Sabahtan alacakaranlığa kadar iki kovasıyla gölden su çekerek çalıştığı için hemen para kazanmaya başladı. Taşıdığı suyu köyde bulunan sağlam depolama tankına boşaltıyordu. Her sabah köydeki herkesten evvel uyanarak insanlara yetecek kadar su olduğundan emin olmak zorundaydı. Zor bir işti ama o, para kazandığı ve bu iş için yapılmış olan iki ayrıcalıklı kontrattan birine sahip olduğu için mutluydu.

İkinci kazanan müteahhit Bill, bir müddet ortadan kayboldu. Aylarca görünmedi, Ed bu nedenle çok mutluydu çünkü rakibi yoktu.

Bill, Ed’le rekabet etmek üzere iki kova alacağına, iş planı hazırlamış, ortaklık yaratmış, dört yatırımcı bulmuş, işi düzenleyecek bir yönetici tutmuş, altı ay sonra inşaat personeliyle geri dönmüştü. Bill’in takımı bir yıl içinde, köyü göle bağlayan, geniş hacimli paslanmaz çelik boru hattını kurmuştu.

Büyük açılış kutlamasında Bill, kendi suyunun Ed’in suyundan temiz olduğunu duyurdu. Köylülerin suyun temiz olmadığına dair şikayetlerini biliyordu. Bill ayrıca günde 24 saat, haftada 7 gün köye su tedarik edeceğini ilan etti. Ed hafta sonları çalışmak istemediği için suyu yalnızca hafta içindeki günlerde getiriyordu. Bill sonra daha yüksek kalitede, daha güvenilir olan bu suya, Ed’in aldığı fiyattan 75 sent daha ucuz fiyat isteyeceğini duyurdu. Köylüler çığlık atarak, Bill’in boru hattının sonundaki musluklara koştular.

Ed rekabet etmek amacıyla fiyatını 75 sent düşürdü, iki kova daha satın aldı, kovalarına kapaklar ekledi ve gidiş gelişte dört kova su taşımaya başladı, oğullarını kendisine gece nöbetlerinde ve hafta sonları yardım etmeleri için ücretle tuttu. Çocukları üniversiteye gitmek için ayrıldıklarında çabuk dönmelerini, çünkü bu işin daha sonra onlara ait olacağını söyledi.

Her nedense iki oğlu hiçbir zaman dönmedi. Sonunda Ed’in çalışanları ve sendika sorunları oldu. Sendika yüksek ücret, geliştirilmiş yan yardımlar ve üyelerinin her seferinde yalnızca tek kova su taşımalarını istedi.

Bu sırada Bill, eğer o köyün suya gereksinimi varsa, diğer köylerin de gereksinimi olabileceğini fark etti. İş planını tekrar hazırladı ve yüksek hızlı, yüksek hacimli, düşük fiyatlı, temiz su getirme sistemini dünyanın her yerindeki köylere satmaya gitti. Getirilen sudan, kova başına yalnızca bir peni kazanıyordu ama her gün bilyon kova su getiriyordu. Çalışsa da çalışmasa da milyarlarca insan, milyarlarca kova su tüketiyordu ve tüm bu para banka hesabına akıyordu. Bill kendine para, köylere su getirmek üzere de boru hattı kurma planı geliştirmişti.

Bill ondan sonra daima mutlu olarak yaşadı. Ed, hayatının geri kalanında çok çalıştı ve sonuna kadar her zaman finansal sorunları oldu. Son.

Bill ve Ed’in hikayesi bana yıllarca rehberlik etti. Hayatımın karar verme sürecinde bana yardımcı oldu. Genellikle kendime sorarım.

“Boru hattı mı kuruyorum, kovayla su mu taşıyorum?”

“Çok mu çalışıyorum, akıllıca mı çalışıyorum?”

Ve bu sorulara verdiğim cevaplar beni finansal yönden özgür kılmıştı.

Temelde, güzel bir mesajı var hikayenin. İşte, başta da girişini yaptığım gibi son 10 yıldır, paradan para kazanmak, parayı katlamak, paramın benden çok kazanması (aslında pasif gelir) gibi konulara hayli önem veriyorum. Yıllardır, Türkiye şartlarında iyi sayılabilecek bir aylığım (düzenli işimden kazandığım maaş) olsa da yatırımlarım, benim bir ay boyunca çalışarak kazandığımdan fazla kazandırıyor bana. Bugün, tamamen çalışmayı bıraksam, ömrümün sonuna kadar sorun yaşamadan geçinebilecek kadar varlıklıyım ama çalışmaya ve çarkları döndürmeye devam ediyorum. Tabi ufak ama bir önemli detay var;

Bunu “tercihen” yapıyorum, “mecburiyetten” değil.

Bugün 30’lu yaşlarımın ortalarındayken, yıllardır her gün olduğu gibi mesaiye başlarken, “aslında başlamam gerekmediğini” bilerek başlıyorum. Öte yandan, çalıştığım işe ve iş yerine saygı duyuyor ve hakkını veriyorum. Ancak kendimi meslekteki ilk yıllarımda olduğu gibi sadece ona adamıyorum. Bunun “sessiz istifa” akımı ile karıştırılmaması önemli. Önceki cümlemden de anlaşılacağı gibi sessiz istifa etmiş değilim fakat her an istifa edecek kadar gücümün olması büyük rahatlık.

Bu rahatlığa erişmek istiyorsanız, ne kadar “bildiğinizi düşünseniz de” finansal eğitim kitapları, podcastler ve bloglarını takip etmeyi değerlendirin.

16.1.23 tarihinde blog.numancebi.com adresinde yayımlanmış olan "Boru hattı mı kuruyorum, kovayla su mu taşıyorum?" başlıklı bu yazı izinsiz kopyalanamaz, kaynak belirtilmeksizin alıntılanamaz. Gerektiği durumda lütfen e-posta ile izin isteyiniz. Hassasiyetiniz icin teşekkür ederim. Web ve uygulama arayüz tasarımı, UX danışmanlığı veya başka bir tasarımsal ihtiyacınız varsa kişisel siteme göz atın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Seyfettin Kidil diyor ki:

Türkiye’de kitle fonlamanın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Bir süredir inceliyorum baya ilginç fikirler var. Mesela Valufy adında bir girişim buldum baya enteresan. Vaktiniz olursa bir bakın derim.


Blog Hakkında:

Bu bloga, sosyal ağlarda kaybolmasını istemediğim yazılarımı ve paylaşımlarımı ekliyorum. Ben ve işlerim hakkında bilgi edinmek için kişisel siteme ve portfolyoma göz atın.
İş Bağlantıları: Kişisel Site (Hakkımda) Portfolyo (Çalışmalarım) Tasarım Talep Formu Sosyal Medya Hesaplarım: LinkedIn Profilim X (Twitter) Hesabım Blog Yansımaları: Medium (Tasarım Ağırlıklı) Medium (in English) RSS Beslemesi Kısayollar: Tasarım Hk. Sıkça Sorulanlar Film ve Dizi Tavsiyelerim İlk Blog Gönderim Blogda arama:
2007-2024 © blog.numancebi.com